Over kanseri tedavisinde umut veren yeni kombinasyon onayı

Platin dirençli over kanserinde yeni tedavi seçeneği onaylandı

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), daha önce 1 ila 3 sistemik tedavi almış ve bu tedavilerden en az biri bevacizumab (Avastin) içeren, platin dirençli epitelyal over, fallop tüpü veya primer peritoneal kanseri olan yetişkin hastaların tedavisi için relakorilant (Lifyorli) ile nab-paklitaksel (Abraxane) kombinasyonunu onayladı.

Bu düzenleyici karar, faz 3 ROSELLA çalışmasından (NCT05257408) elde edilen verilere dayanmaktadır. Çalışmaya, daha önce en fazla 3 basamak sistemik tedavi almış ve bunlar arasında bevacizumab bulunan platin dirençli epitelyal over, fallop tüpü veya primer peritoneal kanserli hastalar dahil edildi (n = 381). Bu çalışmada relakorilant artı nab-paklitaksel alan hastalarda (n = 188) medyan progresyonsuz sağkalım (PFS) 6,5 ay ( %95 GA, 5,6-7,4 ) olarak bulunurken, yalnızca nab-paklitaksel alan hastalarda (n = 193) bu süre 5,5 ay ( %95 GA, 3,9-5,9 ) olarak saptandı (HR, 0,70; %95 GA, 0,54-0,91; iki taraflı P = 0,0076). Ayrıca medyan genel sağkalım (OS), relakorilant kolunda 16 ay ( %95 GA, 13-18,3 ) iken kontrol kolunda 11,9 ay ( %95 GA, 10-13,8 ) olarak bulundu (HR, 0,65; %95 GA, 0,51-0,83; iki taraflı P = 0,0004).

Çalışmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alexander B. Olawaiye, MD, “Bu onay klinik açıdan oldukça etkili,” dedi. “Bu çalışmada relakorilant, haftalık nab-paklitaksel infüzyonu ile birlikte, biyobelirteç seçimi yapılmadan uygulandı. Yani hastaların çalışmaya katılabilmesi için herhangi bir test gerekmiyordu; diğer dahil edilme kriterlerini karşılamaları yeterliydi. Relakorilant, biyobelirteç kısıtlaması olmadan tüm hastalar için erişilebilir. Bu oldukça önemli bir gelişme.”

Olawaiye, Pittsburgh Üniversitesi Tıp Merkezi’ne bağlı Magee-Women’s Hastanesi’nde Jinekolojik Kanser Araştırmaları Direktörü, Pittsburgh Üniversitesi Kadın Doğum ve Üreme Bilimleri Bölümü’nde profesör ve DEI’den sorumlu başkan yardımcısıdır. Ayrıca Pittsburgh Kanser Enstitüsü bünyesindeki Jinekolojik Onkoloji Grubu Vakfı’nın baş araştırmacısıdır.

ROSELLA çalışmasının tasarımı nasıldı?

ROSELLA çalışmasında, sık veya kronik glukokortikoid kullanımına ihtiyaç duyan hastalar çalışma dışı bırakıldı. Hastalar 1:1 oranında randomize edilerek iki kola ayrıldı: Bir gruba nab-paklitaksel infüzyonundan bir gün önce, infüzyon günü ve bir gün sonra 150 mg relakorilant ile birlikte her 28 günlük döngünün 1., 8. ve 15. günlerinde intravenöz nab-paklitaksel (80 mg/m²) verildi; diğer gruba ise aynı günlerde 100 mg/m² dozunda yalnızca nab-paklitaksel uygulandı.

Çalışmanın eş birincil sonlanım noktaları progresyonsuz sağkalım (PFS) ve genel sağkalım (OS) idi. İkincil sonlanım noktaları arasında genel yanıt oranı (ORR), yanıt süresi, klinik fayda oranı (CBR) ve güvenlilik yer aldı.

ROSELLA çalışmasından elde edilen ek etkinlik bulguları nelerdi?

2025 ASCO Yıllık Toplantısı’nda sunulan ve aynı zamanda The Lancet’te yayımlanan sonuçlara göre, 12 aylık PFS oranı relakorilant kolunda %25, kontrol kolunda ise %13 olarak bulundu. Aynı şekilde 12 aylık OS oranları sırasıyla %60 ve %49 olarak raporlandı.

Relakorilant artı nab-paklitaksel kombinasyonu ile ORR %36,9 iken, tek başına nab-paklitaksel ile %30,1 olarak belirlendi; bu da kombinasyon lehine %6,8’lik bir artışa karşılık geldi (P = 0,17). Relakorilant kolunda tam yanıt %3,2, kısmi yanıt %33,7, stabil hastalık %41,2 ve progresif hastalık %17,1 olarak saptandı; hastaların %4,8’i değerlendirmeye alınamadı.

Klinik fayda oranı (CBR), relakorilant kombinasyonunda %51,1 iken kontrol grubunda %38,9 olarak bulundu; bu da %12,2’lik bir iyileşmeye karşılık geldi (P = 0,016).

Relakorilant artı nab-paklitakselin güvenlilik profili nasıldır?

ROSELLA çalışmasında, relakorilant artı nab-paklitaksel alan hastalarda %20’den fazla görülen en yaygın yan etkiler arasında hemoglobin düşüklüğü, nötrofil düşüklüğü, yorgunluk, bulantı, ishal, trombosit düşüklüğü, döküntü ve iştah azalması yer aldı.

Relakorilant’ın prospektüsünde, hayati bir durum nedeniyle kortikosteroid kullanması gereken hastalarda ilacın kontrendike olduğu belirtilmektedir. Ayrıca nötropeni, ciddi enfeksiyonlar, adrenal yetmezlik, glukokortikoidlerle tedavi edilen hastalıklarda kötüleşme ve embriyo-fetal toksisite açısından uyarılar ve önlemler bulunmaktadır.


    Yorum Bırakın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.