Prostat Kanserinde Ezber Bozan Tedavi: Pasritamig Hastalara Umut Oluyor
Umut Veren Gelişme: Pasritamig ile Prostat Kanserinde Yeni Bir Dönem
Amerikan Klinik Onkoloji Derneği (ASCO) yıllık kongresinde düzenlenen prostat kanseri oturumunda, metastatik kastrasyona dirençli prostat kanseri (mCRPC) hastalarında yeni bir immünoterapi olan pasritamig ile elde edilen erken dönem sonuçlar paylaşıldı. Sunumu gerçekleştiren Capucine Baldini, bu tedavinin hem güvenlilik hem de etkinlik açısından dikkat çekici bulgular ortaya koyduğunu belirtti.
Pasritamig, prostat kanseri hücrelerinde bulunan ve sağlıklı dokularda sınırlı düzeyde ifade edilen insan kallikrein 2 adlı proteini hedef alıyor. Bu tedavi, iki farklı hedefe bağlanabilen özel bir antikor yapısına sahip. Bir yandan tümör hücrelerine, diğer yandan bağışıklık sisteminin önemli hücreleri olan T hücrelerine bağlanarak, bağışıklık sistemini doğrudan kanser hücrelerine yönlendiriyor ve bu hücrelerin yok edilmesini sağlıyor.
Çalışma kapsamında farklı doz seviyeleri denenerek hem güvenli doz aralığı hem de uygun tedavi şeması belirlenmeye çalışıldı. Hastalara tedavi öncesinde yan etkileri azaltmak amacıyla kortizon içeren ilaçlar verildi.
7 Mart 2025 itibarıyla toplam 174 hasta en az bir doz pasritamig tedavisi aldı. Hastaların ortalama yaşı 69 olup, çoğu daha önce birçok farklı tedavi görmüş ileri evre hastalardan oluşuyordu. Neredeyse tüm hastalar hormon tedavisi almış, büyük bir kısmı kemoterapi görmüş ve bir bölümü de radyoligand tedavisi kullanmıştı.
Çalışmada tedaviye bağlı ölüm görülmedi. Sadece bir hastada geçici karaciğer enzim yüksekliği gibi ciddi sayılabilecek bir yan etki ortaya çıktı. Genel olarak hastaların çoğunda tedaviye bağlı yan etkiler görülse de bunlar büyük ölçüde hafif düzeydeydi. Ciddi yan etki oranı oldukça düşük bulundu.
Önerilen ikinci faz dozunda en sık görülen yan etkiler; infüzyon sırasında gelişen hafif reaksiyonlar, yorgunluk ve bağışıklık sistemine bağlı hafif sitokin salınım sendromu oldu. Bu yan etkilerin tamamı düşük derecede olup, tedavinin kesilmesine neden olmadı. Ayrıca ciddi nörolojik yan etkilere rastlanmadı.
Tedavinin etkinliği değerlendirildiğinde, hastaların yaklaşık yüzde 42’sinde prostat spesifik antijen değerlerinde anlamlı düşüş gözlendi. Ölçülebilir tümörü olan hastalarda ise yaklaşık yüzde 8 oranında tümör küçülmesi tespit edildi. Yanıt veren hastalarda etkinin ortalama yaklaşık 9 ay sürdüğü görüldü.
Ayrıca hastalığın ilerlemeden geçen süresi ortalama yaklaşık 8 ay olarak hesaplandı. Dikkat çekici olarak, bu olumlu sonuçlar hastaların daha önce hangi tedavileri aldığına bakılmaksızın gözlendi.
Dr. Baldini sunumunun sonunda, pasritamigin güçlü bir güvenlilik profiline sahip olduğunu ve hastalar için konforlu bir tedavi seçeneği sunduğunu vurguladı. Altı haftada bir uygulanabilmesi sayesinde ayaktan tedavi olarak kullanılabilmesi, bu tedavinin yaygın kullanımını kolaylaştırabilecek önemli bir avantaj olarak öne çıkıyor.
Elde edilen sonuçlar, pasritamigin tek başına veya diğer tedavilerle birlikte kullanılabileceğini gösteriyor. Ayrıca ileri evre prostat kanseri hastalarında kalıcı yanıtlar sağlayabilmesi, mevcut tedavilere kıyasla umut verici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Öte yandan, prostat kanserinde çığır açabilecek bu tedaviye yönelik kapsamlı klinik çalışmalar dünya genelinde hasta alımına açılmış durumda. Türkiye’de de hastalar için önemli bir gelişme yaşandı. Koç Üniversitesi Hastanesi bünyesinde yürütülen çalışmalar sayesinde, pasritamig tedavisine erişim artık mümkün hale geldi.
Uzmanlar, bu tür yenilikçi tedavilere erişimin artmasının, ileri evre prostat kanseri hastaları için umut verici bir dönemin başlangıcı olabileceğini belirtiyor.