Mesane Kanserinde Umut Veren Gelişme: Ameliyatsız Tedaviyle Mesane Korunabilir
Mesane Kanserinde Mesaneyi Koruyan Tedavi Yaklaşımı Dikkat Çekti
Avrupa Üroloji dergisinde yayımlanan çok merkezli faz 2 klinik araştırmanın sonuçlarına göre, pembrolizumabın gemcitabin, eş zamanlı hipofraksiyone radyoterapi ve maksimal transüretral rezeksiyon ile birlikte kullanılması, kas invaziv mesane kanseri hastalarında güvenli ve uygulanabilir olabilir. Bu yaklaşım sayesinde birçok hastada mesanenin alınması ameliyatından kaçınılabileceği belirtildi.
Çalışmanın baş araştırmacısı, New York Üniversitesi Grossman Tıp Fakültesi’nde öğretim üyesi ve Perlmutter Kanser Merkezi’nde onkolog olan Minas P. Economides, şu değerlendirmede bulundu:
“Çalışmamız, pembrolizumabın standart kemoterapi ve radyoterapi ile birlikte kullanıldığında, cerrahiyle kombine şekilde güvenli ve etkili biçimde uygulanabileceğine dair bugüne kadarki en güçlü verileri sunuyor. Bu yöntem, kas tabakasına yayılmış mesane kanseri hastalarında mesanenin korunmasına yardımcı olabilir.”
Çalışmanın Yöntemi
Kas invaziv mesane kanseri bulunan 54 hasta, çok merkezli faz 2 çalışmaya dahil edildi. Hastalara önce bir doz pembrolizumab verildi. Ardından maksimal transüretral rezeksiyon uygulandı. Sonrasında ise kesin tedavi amacıyla mesane radyoterapisi, eş zamanlı düşük doz gemcitabin ve üç haftada bir toplam üç doz pembrolizumab tedavisi uygulandı.
Çalışmanın birincil değerlendirme kriteri, iki yıllık mesane korunmuş hastalıksız sağkalım oranı oldu. İkincil değerlendirme kriterleri arasında güvenlilik, metastazsız sağkalım ve genel sağkalım yer aldı.
Bulgular
Etkinlik analizine toplam 48 hasta dahil edildi.
İki yıllık takip sonunda:
- Mesane korunmuş hastalıksız sağkalım oranı yüzde 60 olarak belirlendi.
- Metastazsız sağkalım oranı yüzde 81 oldu.
- Genel sağkalım oranı ise yüzde 83 olarak saptandı.
Hastaların yaklaşık dörtte birinde tedaviye bağlı derece 3 veya daha yüksek yan etkiler görüldü.
Dr. Economides, “Kas invaziv mesane kanseri tanısı alan hastalar, yaşam süresini ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik yeni tedavi seçeneklerinin araştırılıyor olmasından umut duyabilir,” ifadelerini kullandı.
Çalışmanın yardımcı araştırmacılarından, New York Üniversitesi Grossman Tıp Fakültesi’nde tıp ve üroloji alanında öğretim üyesi ve Perlmutter Kanser Merkezi’nde onkolog olan David R. Wise ise şunları söyledi:
“Elde ettiğimiz bulgular, daha geniş kapsamlı faz 3 klinik araştırmaların yapılmasını destekliyor. Bu çalışmalar başarılı olursa, pembrolizumab gibi bağışıklık sistemi temelli tedavilerin kemoradyoterapi ve cerrahi ile birlikte kullanılması, kas invaziv mesane kanserinde yeni standart tedavi haline gelebilir. Böylece hastalar kendi mesanelerini koruyarak yaşam kalitelerini sürdürebilir.”