Durvalumab ve BCG Yüksek Riskli Mesane Kanserinde Hastalıksız Yaşamı Uzattı
ABD Gıda ve İlaç Dairesi’nden Yüksek Riskli Kasa İnvaze Olmayan Mesane Kanserinde Durvalumab ve BCG Kombinasyonuna Onay
Mesane kanseri olgularının yaklaşık yüzde 75’i tanı anında kasa invaze olmayan evrede saptanır. Nüks riski yüksek olan bu hastalarda mesane içine uygulanan BCG tedavisi ile konsolidasyon ve idame tedavisi standart yaklaşımı oluşturmaktadır. Ancak hastaların önemli bir kısmında, BCG tedavisine rağmen lokal veya uzak nüks gelişebilmektedir.
Bu nedenle, kasa invaze olmayan mesane kanserinde nüks riski taşıyan hastalara erken dönemde daha etkili tedaviler uygulanması büyük önem taşımaktadır. Sınırlı süreyle verilecek ek tedaviler, hastaların uzun dönem hastalık kontrolü sağlamasına ve yaşam kalitesinin korunmasına katkıda bulunabilir.
Bu ihtiyaç doğrultusunda, kasa invaze olmayan mesane kanserinde çok sayıda klinik çalışma yürütülmektedir. Özellikle immünoterapinin BCG ile birlikte kullanımını değerlendiren çalışmaların sonuçları son dönemde açıklanmaya başlamıştır. Bu yazıda, yüksek riskli kasa invaze olmayan mesane kanserinde erken dönem tedavi yaklaşımlarını ve güncel çalışma sonuçlarını ele alacağım.
FDA, daha önce BCG tedavisi almamış yüksek riskli kas tabakasına yayılmamış mesane kanseri hastalarının tedavisinde durvalumabın BCG ile birlikte kullanımına onay verdi.
Onay, faz 3 POTOMAC çalışmasının sonuçlarına dayanıyor. Çalışmada durvalumab ile BCG’nin birlikte kullanılması, yalnızca BCG tedavisine kıyasla hastalığın tekrarlaması veya ilerlemesi riskini anlamlı ölçüde azalttı. Takip süresince her iki grupta da ortanca hastalıksız yaşam süresine ulaşılamadı.
Araştırmaya daha önce BCG almamış, yüksek riskli kas tabakasına yayılmamış mesane kanseri bulunan yetişkin hastalar dahil edildi. Hastalar durvalumab ile birlikte BCG başlangıç ve idame tedavisi, durvalumab ile birlikte yalnızca BCG başlangıç tedavisi veya yalnızca BCG başlangıç ve idame tedavisi almak üzere üç gruba ayrıldı.
Nihai analiz sonuçlarına göre durvalumab ve BCG kombinasyonu uygulanan hastalarda hastalıksız yaşam oranı birinci yılda yaklaşık yüzde 90, ikinci yılda yaklaşık yüzde 85 ve üçüncü yılda yaklaşık yüzde 80 olarak kaydedildi. Yalnızca BCG alan hastalarda ise bu oranlar sırasıyla yaklaşık yüzde 85, yüzde 80 ve yüzde 75 seviyesinde gerçekleşti.
Genel sağkalım sonuçları henüz olgunlaşmadı. Her iki grupta da ortanca genel sağkalıma ulaşılamazken, araştırmacılar durvalumabın sağkalım açısından da potansiyel fayda sağlayabileceğini belirtti.
Buna karşılık, durvalumabın yalnızca BCG başlangıç tedavisiyle birlikte kullanıldığı grupta standart BCG tedavisine göre anlamlı bir avantaj gösterilemedi.
Güvenlilik analizinde yan etkiler durvalumab ve BCG kombinasyonu alan hastalarda daha sık görüldü. Herhangi bir yan etki görülme oranı kombinasyon grubunda yaklaşık yüzde 95, yalnızca BCG alan grupta ise yaklaşık yüzde 90 oldu. Ciddi yan etkiler kombinasyon kolunda yaklaşık üçte bir, kontrol kolunda ise yaklaşık beşte bir oranında bildirildi.
Tedaviye bağlı ölüm vakası saptanmadı. Ancak yan etkiler nedeniyle tedaviyi bırakma oranı durvalumab ve BCG alan hastalarda yaklaşık yüzde 30, yalnızca BCG alanlarda ise yaklaşık yüzde 20 olarak kaydedildi.
En sık görülen yan etkiler arasında idrar yaparken ağrı veya yanma, idrarda kan görülmesi, sık idrara çıkma, idrar yolu enfeksiyonu, mesane iltihabı, ateş, eklem ağrısı, tiroid bezinin yavaş çalışması, yorgunluk, ishal, deri döküntüsü ve kabızlık yer aldı.
Araştırmacılar, elde edilen sonuçların durvalumab ve BCG kombinasyonunun, daha önce BCG tedavisi almamış yüksek riskli kas tabakasına yayılmamış mesane kanseri hastaları için yeni bir standart tedavi seçeneği olabileceğini değerlendirdi.