Beyin Tümörlerinde Kişiselleştirilmiş DNA Aşısı Umut Verdi

Glioblastoma Hastalarında Yeni DNA Aşısı Sağkalımı Uzattı

 

MGMT promotörü metillenmemiş glioblastoma hastalarında uygulanan yardımcı kişiselleştirilmiş DNA aşısı, faz I klinik çalışmada güvenli bulundu ve umut verici etkinlik sonuçları gösterdi.

MGMT kısaltmasının açılımı “O6-metilguanin-DNA metiltransferaz”dır.

MGMT promotörü metillenmişse: Genin aktivitesi azalır, tümör hücreleri DNA hasarını daha az onarır ve kemoterapiye daha iyi yanıt verir.

MGMT promotörü metillenmemişse: Gen aktif kalır, tümör DNA’yı onarmaya devam eder ve kemoterapiye direnç daha yüksek olur.

Onkoloji alanında yayımlanan çalışmaya göre aşı, ciddi yan etkilere yol açmadı ve araştırmaya katılan dokuz hastada tarihsel verilere kıyasla genel sağkalımı uzattı. Çalışma, Tanner M. Johanns ve ekibi tarafından yürütüldü ve sonuçlar Nature Cancer dergisinde yayımlandı.

Araştırmada medyan genel sağkalım süresi 16,3 ay olarak ölçülürken, 24 aylık sağkalım oranı yüzde 33 oldu. Hastalardan biri ilk ameliyattan 4 yıl sonra hâlâ yaşamını sürdürüyordu.

Medyan progresyonsuz sağkalım süresi ise 8,5 ay olarak kaydedildi. Altıncı aydaki progresyonsuz sağkalım oranı yüzde 66,7 olarak açıklandı.

Araştırmacılar, “Bu çalışma, kişiselleştirilmiş neoantijen DNA tabanlı aşıların glioblastoma hastaları için potansiyel bir yardımcı tedavi seçeneği sunabileceğini ve hastaların üçte birinin 24 ay veya daha uzun süre yaşamasıyla umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Çalışmanın ortak yazarlarından Albert H. Kim, yalnızca glioblastoma hastalarının yaklaşık yüzde 10 ila 15’inin iki yıl yaşayabildiğini belirtti.

Kim, “Çalışma küçük ölçekliydi, bu nedenle sonuçları abartmak istemiyorum ancak yüzde 33’lük iki yıllık sağkalım oranı önemli bir sinyal veriyor” dedi.

Glioblastomanın tedavisi son derece zor bir kanser türü olduğunu vurgulayan Kim, özellikle MGMT promotörü metillenmemiş hasta grubunun kemoterapiye yanıt vermediğini ve bu nedenle daha kötü sonuçlarla karşılaştığını söyledi.

Son yıllarda bağışıklık kontrol noktası inhibitörleri birçok kanser türünde devrim yaratmasına rağmen glioblastomada aynı başarıyı sağlayamadı. Kim’e göre bunun en önemli nedenlerinden biri glioblastomanın “immünolojik olarak soğuk” bir tümör olması. Bu durum bağışıklık sisteminin tümöre karşı harekete geçirilmesini zorlaştırıyor.

Yeni geliştirilen aşı ise neoantijenleri hedefliyor. Neoantijenler, yalnızca hastanın kendi tümör hücrelerinde bulunan ve bağışıklık sistemi tarafından tanınabilen özel antijenler olarak tanımlanıyor.

Kim, pankreas kanserinde olduğu gibi glioblastoma tedavisinde de dönüştürücü gelişmelerin yakın olduğunu ifade etti.

“Bu durum 10-15 yıl önce melanomda yaşandı. O dönemde beyne metastaz yapmış melanom hastalarının yaşam beklentisi yaklaşık altı aydı. Ancak birkaç yıl sonra, 90 yaşındayken beynine metastaz yapan melanom teşhisi konulan Jimmy Carter 100 yaşına kadar yaşadı” diye konuştu.

Araştırmada bilim insanları, her hastanın tümöründen farklı bölgelerden örnek aldı ve bağışıklık yanıtını genişletmek amacıyla en fazla 40 neoantijen içeren kişiselleştirilmiş DNA aşıları geliştirdi.

Çalışmaya katılan dokuz hastanın medyan yaşı 59 olurken, hastaların yüzde 67’si erkeklerden oluştu.

Hastalara aşı, ameliyat ve radyoterapi tedavilerinden yaklaşık 10 hafta sonra uygulanmaya başlandı. Aşı ilk etapta dokuz haftalık süreç boyunca üç haftada bir yapıldı, ardından hastalar çalışmaya katılabildiği sürece dokuz haftada bir uygulanmaya devam edildi.

Her hastaya medyan dört doz aşı verildi. Çalışmada beklenmeyen toksisite veya doz sınırlayıcı yan etki görülmedi. Bildirilen yan etkilerin çoğu birinci dereceydi ve enjeksiyon bölgesindeki reaksiyonlarla ilişkiliydi.

Bağışıklık sistemini baskılayan steroid kullanan bir hasta dışında tüm hastalarda bağışıklık hücre aktivitesinde artış gözlendi ve bu durum aşının bağışıklık yanıtı oluşturduğunu gösterdi.

Araştırmacılar ayrıca, yeni tanı almış MGMT promotörü metillenmemiş glioblastoma hastalarında kişiselleştirilmiş neoantijen DNA aşısının PD-1 blokaj tedavisiyle birlikte değerlendirildiği devam eden bir faz I çalışmasının sürdüğünü açıkladı.

 


    Yorum Bırakın

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.