HER2-Pozitif Mide Kanserinde Yeni Tedavi
Zanidatamab HER2-Pozitif Mide ve Gastroözofageal Kanserlerde Yeni Birinci Basamak Standart Olarak Onaylandı
Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi, zanidatamab-hrii (Ziihera) adlı ilacı, floropirimidin ve platin içeren kemoterapi ile birlikte ve tislelizumab-jsgr (Tevimbra) ile kombinasyon halinde, daha önce tedavi edilmemiş yetişkin hastalarda HER2-pozitif, cerrahi olarak çıkarılamayan lokal ileri veya metastatik mide, gastroözofageal bileşke ya da özofagus adenokarsinomunun birinci basamak tedavisi için onayladı.
Bu onay, tümörlerinde HER2 pozitifliği immünohistokimya ile 3+ düzeyinde veya immünohistokimya 2+ ve yerinde hibridizasyon testi pozitif olarak belirlenen hastaları kapsıyor.
Bunun yanı sıra zanidatamab, floropirimidin ve platin içeren kemoterapi ile birlikte, HER2 pozitifliği immünohistokimya ile 3+ olarak belirlenen ve cerrahi olarak çıkarılamayan lokal ileri veya metastatik mide, gastroözofageal bileşke veya özofagus adenokarsinomu bulunan yetişkin hastaların birinci basamak tedavisi için de onaylandı.
Onay HERIZON-GEA-01 çalışmasının sonuçlarına dayanıyor
Onayların temelini, daha önce tedavi edilmemiş HER2-pozitif gastroözofageal adenokarsinom hastalarında yürütülen faz 3 HERIZON-GEA-01 çalışmasının sonuçları oluşturdu.
Çalışmanın birincil analizinde zanidatamab, tislelizumab ve kemoterapiden oluşan üçlü kombinasyonun, trastuzumab ve kemoterapi kombinasyonuna kıyasla hastalığın ilerlemesini veya ölüm riskini anlamlı ölçüde azalttığı gösterildi.
Tüm hastaların dahil edildiği analizde ortanca progresyonsuz sağkalım, zanidatamab, tislelizumab ve kemoterapi alan hastalarda yaklaşık 12 ay, trastuzumab ve kemoterapi alan hastalarda ise yaklaşık 8 ay olarak bulundu.
Bu sonuçlar, hastalığın ilerlemesi veya ölüm riskinde yaklaşık yüzde 37’lik bir azalmaya karşılık geldi.
Genel sağkalım açısından da zanidatamab içeren üçlü kombinasyon üstünlük gösterdi. Ortanca genel sağkalım yaklaşık 26 ay iken, trastuzumab ve kemoterapi grubunda bu süre yaklaşık 19 ay oldu. Böylece hastaların yaşam süresinde 7 aydan fazla bir fark ortaya çıktı. Ölüm riskindeki azalma ise yaklaşık yüzde 28 olarak hesaplandı.
HERIZON-GEA-01 çalışması nasıl tasarlandı?
HERIZON-GEA-01, daha önce sistemik tedavi almamış, lokal ileri, cerrahi olarak çıkarılamayan, tekrarlayan veya metastatik HER2-pozitif gastroözofageal adenokarsinomu bulunan hastaların dahil edildiği küresel, randomize, açık etiketli ve çok merkezli bir faz 3 çalışması olarak yürütüldü.
HER2 pozitifliği, tümör dokusunun immünohistokimyasal incelemede 3+ olması veya 2+ olup yerinde hibridizasyon testinin pozitif çıkması şeklinde tanımlandı.
Hastalar üç tedavi grubuna yaklaşık eşit şekilde ayrıldı:
- Trastuzumab ve kemoterapi
- Zanidatamab ve kemoterapi
- Zanidatamab, tislelizumab ve kemoterapi
Kemoterapi seçimi araştırmacının tercihine bırakıldı. Hastalara ya kapesitabin ve oksaliplatin ya da florourasil ve sisplatin kombinasyonu uygulandı.
Çalışmanın iki temel sonlanım noktası, bağımsız merkezi değerlendirme ile belirlenen progresyonsuz sağkalım ve genel sağkalımdı. Önemli ikincil sonlanım noktaları arasında objektif yanıt oranı ve yanıt süresi yer aldı.
Zanidatamab içeren tedavilerde uzun süreli fayda devam etti
Yaklaşık 26 aylık ortanca takip süresinde zanidatamab, tislelizumab ve kemoterapi kombinasyonunun sağladığı progresyonsuz sağkalım ve genel sağkalım avantajının devam ettiği görüldü.
Tedaviden 18 ay sonra hastalığı ilerlemeden yaşayan hastaların oranı zanidatamab, tislelizumab ve kemoterapi grubunda yaklaşık yüzde 44 oldu. Zanidatamab ve kemoterapi alan grupta bu oran yaklaşık yüzde 38, trastuzumab ve kemoterapi grubunda ise yaklaşık yüzde 21 olarak kaydedildi.
Yanıt süresi açısından da zanidatamab içeren tedaviler belirgin avantaj sağladı. Yanıtın ortanca süresi üçlü kombinasyon grubunda yaklaşık 21 ay, zanidatamab ve kemoterapi grubunda yaklaşık 14 ay, trastuzumab ve kemoterapi grubunda ise yaklaşık 8 ay oldu.
PD-L1 düzeyinden bağımsız fayda
2026 Amerikan Klinik Onkoloji Derneği Yıllık Toplantısı’nda sunulan ve önceden planlanan bir alt grup analizinde, zanidatamab, tislelizumab ve kemoterapi kombinasyonunun faydasının tümörün programlanmış ölüm ligandı 1 düzeyinden bağımsız olarak devam ettiği gösterildi.
Analizde hem önceden belirlenen tümör alanı pozitiflik skoru hem de araştırma amaçlı birleşik pozitif skor kullanıldı.
Programlanmış ölüm ligandı 1 tümör alanı pozitiflik skoru yüzde 1’in altında olan hastalarda hastalık ilerlemesi veya ölüm riski yaklaşık yüzde 53 azalırken, genel ölüm riski yaklaşık yüzde 51 azaldı.
Birleşik pozitif skoru yüzde 1’in altında olan hastalarda ise hastalık ilerlemesi veya ölüm riskindeki azalma yaklaşık yüzde 52, ölüm riskindeki azalma yaklaşık yüzde 57 olarak hesaplandı.
Bu sonuçlar, zanidatamab temelli tedavinin yalnızca programlanmış ölüm ligandı 1 düzeyi yüksek hastalarda değil, bu belirtecin düşük veya negatif olduğu hastalarda da etkili olabileceğine işaret etti.
Yan etkiler yönetilebilir bulundu
Zanidatamab içeren tedavilerin güvenlilik profilleri genel olarak yönetilebilir bulundu ve yeni bir güvenlilik sinyali ortaya çıkmadı.
İshal, zanidatamab içeren tedavilerde en sık görülen yan etki oldu. Bununla birlikte ishalin önleyici tedavilerle genel olarak kontrol altında tutulabildiği ve hastaların büyük bölümünün tedaviye devam edebildiği bildirildi.
Üçüncü derece veya daha şiddetli ishal oranı zanidatamab, tislelizumab ve kemoterapi grubunda yaklaşık yüzde 25, zanidatamab ve kemoterapi grubunda yüzde 20, trastuzumab ve kemoterapi grubunda ise yaklaşık yüzde 13 olarak gerçekleşti.
Tislelizumabın eklenmesine bağlı olarak üçlü kombinasyon grubunda bağışıklık sistemi aracılı yan etkiler de görüldü. Ayrıca bu grupta tedavinin tamamen bırakılması ve tedaviye ara verilmesi oranları, zanidatamab ve kemoterapi kombinasyonu ile trastuzumab ve kemoterapi kombinasyonuna kıyasla daha yüksek oldu.
Yeni bir birinci basamak seçenek
HERIZON-GEA-01 çalışmasının sonuçları, zanidatamab temelli tedavilerin HER2-pozitif, cerrahi olarak çıkarılamayan lokal ileri veya metastatik gastroözofageal adenokarsinomda birinci basamak tedavi seçenekleri arasında önemli bir yer edinebileceğini gösteriyor.
Özellikle zanidatamab, tislelizumab ve kemoterapi kombinasyonunun progresyonsuz sağkalım ve genel sağkalımda sağladığı belirgin avantaj, bu yaklaşımın HER2-pozitif hastalarda yeni bir birinci basamak tedavi standardı olarak değerlendirilmesinin önünü açıyor.