Pankreas Kanserine Karşı Koruyucu Aşıda İlk Klinik Başarı
Pankreas Kanserini Önlemeye Yönelik Kanser Aşısından Umut Veren İlk Sonuçlar
Kalıtsal risk taşıyan ve pankreas kanseri gelişme olasılığı yüksek kişilerde denenen yeni bir KRAS hedefli kanser aşısı, erken faz klinik çalışmada güvenli bulundu ve katılımcıların yaklaşık %90’ında güçlü bağışıklık yanıtı oluşturdu. Çalışmanın sonuçları Cancer Discovery dergisinde yayımlandı.
Pankreas duktal adenokarsinomu (PDAC), en ölümcül kanserlerden biri olarak kabul ediliyor. Vakaların yaklaşık %10’u, aileden geçen kalıtsal gen değişiklikleriyle ilişkili. Bu kişiler düzenli görüntüleme yöntemleriyle takip edilse de, kanser öncesi mikroskobik lezyonlar çoğu zaman saptanamıyor. Kanser şüphesi oluştuğunda ise standart tedavi cerrahi olsa da, hastaların büyük bölümünde hastalık tekrar edebiliyor.
Araştırmacılar, kanser geliştikten sonra tedavi etmek yerine, bağışıklık sistemiyle hastalığın ortaya çıkmasını engellemenin mümkün olup olmadığını araştırdı.
KRAS mutasyonlarını hedefliyor
Pankreas kanserlerinin yaklaşık %90’ından fazlasında KRAS geninde mutasyon bulunuyor. Bu nedenle araştırma ekibi, pankreas kanserinde en sık görülen 6 farklı KRAS mutasyonunu hedefleyen hazır (off-the-shelf) bir peptid aşısı geliştirdi.
Faz I çalışmasına, kalıtsal pankreas kanseri riski taşıyan ve görüntülemede küçük pankreas kisti saptanan 20 gönüllü dahil edildi. Katılımcılara ilk haftalarda üç doz, ardından yaklaşık üç ay sonra bir hatırlatma dozu uygulandı.
Güçlü ve uzun süreli bağışıklık yanıtı
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, katılımcıların yaklaşık %90’ında mutasyona özgü T hücrelerinin gelişmesi oldu. Bu bağışıklık yanıtı, aşılamadan sonra 2 yıla kadar kanda izlenmeye devam etti.
Araştırmacılar, kanseri önlemeyi hedefleyen bir yaklaşım için uzun süre devam eden bağışıklığın büyük önem taşıdığını vurguladı.
İlk klinik bulgular umut veriyor
Yaklaşık 1,5 yıllık takip süresince aşılanan gönüllülerden hiçbirinde pankreas kanseri gelişmedi.
Araştırmacılar ayrıca pankreas kistlerindeki değişiklikleri de inceledi. Aşı yapılan grupta hastaların yaklaşık %40’ında kistlerin küçüldüğü veya tamamen kaybolduğu görüldü. Benzer özelliklere sahip ancak aşılanmamış kişilerde ise bu oran yaklaşık %7 olarak bulundu.
Daha büyük çalışmalar gerekiyor
Araştırmacılar, elde edilen sonuçların umut verici olduğunu ancak çalışmanın yalnızca 20 kişiyi kapsayan erken faz bir güvenlilik araştırması olduğunu hatırlatıyor. Bu nedenle aşının gerçekten pankreas kanserini önleyip önlemediğini göstermek için çok daha geniş katılımlı klinik çalışmalara ihtiyaç bulunuyor.
Devam eden yeni çalışmalarda, aşının oluşturduğu T hücrelerinin yalnızca kanda değil, pankreastaki kanser öncesi lezyonlara ulaşıp ulaşmadığı da araştırılacak.
Uzmanlara göre bu çalışma, pankreas kanserini henüz ortaya çıkmadan önlemeyi amaçlayan ilk klinik kanıt olması açısından önemli bir adım niteliği taşıyor.